|
Amcası
Fethullah Feyzi Efendi’den ve büyük amcası Şaban Kâmil Efendi’den alet
ilimleri ve hat dersleri , Şirvan Kaymakamı olan dayısından Farsça
dersleri aldı. Kısa zamanda Arapça ve Farsça’sını ilerletti. Bu arada
eski tarzda şiirler kaleme almaya başladı. Küçük yaştan itibaren okumaya
ve öğrenmeye olan merakı yaşamı boyunca da devam etmiş ve hayatının
gayesi haline gelmiştir.
1916 yılında büyük
bir özveriye bir araya topladığı eserlerle kendisine tahsis edilen
Feyzullah Efendi Medresesinde bir kütüphane kurmuş ve bütün ısrarlara
rağmen kütüphaneye kendi ismini değil de “Ben bu kitapları Milletim için
topladım ve Milletime vakfediyorum “ diyerek kütüphanenin adını “Millet
Kütüphanesi “ koymuştur.
17 Nisan 1916 tarihinde
kurup 23 Ocak 1924 yılına kadar, yani ölümüne kadar yaşadığı sürede
kurduğu kütüphanesinin müdürlüğünü de yapan Ali Emîrî Efendi’nin ölümü
üzerine birçok meşhur edebiyatçı ve şair yazı yazmıştır. Ancak O’nu en
iyi anlatan, ebedileştiren şiir, şüphesiz Yahya Kemal’in yazdığı şu
gazeldir.
Muhtâc
isen füyûzuna eslâf pendinin
Diz çök
önünde şimdi Emîrî Efendi’nin
Ali
Emîrî Koleksiyonundan 1268 / 1852
tarihli Liyakat Madalyası
|
Solda, Ali Emîrî'ye verilen 1308/1890-91 tarihli
Liyakat Nişanı. Sağda li Emîrî'ye verilen
1314/1896-97 tarihli Hamiyet-i Vataniyye nişanı
|

|