|
Çocukluğundan
itibaren kitap okumaya meraklı olan Ali Emîrî Efendi, güçlü bir
hafızaya sahipti. 8-10 yaşlarında eski yapılar üzerindeki
yazıları okumaya çalışıyordu. Gençliğinde ise hat sanatıyla
meşgul olmuş ve yazdığı yazılar Diyarbakır’da camilere
asılmıştı. Çocukluğundan beri büyük bir özveriyle kitap
toplamaya başlamış , Osmanlı coğrafyasının çeşitli bölgelerinde
vazifesi gereği gittiği her yerde yine hiç ara vermeden okumaya
ve kitap biriktirmeye devam etmiştir. Parasının yetmediği veya
sahibi satmadığı için elde edemediklerini ise istinsah etmiştir.
Hatta onun bazı kitapları elde etmek için uzak diyarlara gittiği
veya tayinini çıkarttığı bile oluyordu. Kitaplar onun için bir
koleksiyon malzemesi değil, geçmişi keşfetmenin birer aracıydı.

Millet Kütüphanesi okuma salonu
1930'lar
30 yıl çalıştıktan sonra 1908
yılında çok sevdiği kitaplarla daha çok meşgul olabilmek için
emekli olmuştur. Bu eserleri 1916 yılında bir araya toplayarak
kendisine tahsis edilen Feyzullah Efendi Medresesinde bir
kütüphane kurmuş ve bütün ısrarlara rağmen kütüphaneye kendi
ismini değil de “Ben bu kitapları Milletim için topladım ve
Milletime vakfediyorum “diyerek kütüphanenin adını “Millet
Kütüphanesi “ koymuştur.
Ali Emiri Efendi’nin kütüphane
kurmasının Milletine karşı duyduğu büyük saygı ve sevgi, bir
diğer sebebi ise eski bir lâyihada yer alan güzel bir teklifin
onda bıraktığı tesirdir. Söz konusu lâyiha Hicrî 1287’de
(M.1871) Tahir Münif Paşa tarafından Maarif Meclisi
Başkanlığında bulunduğu sırada, yani paşa unvanını almadan
kaleme alınmıştır.
Lâyihada, İstanbul’da devrin
ihtiyaçlarını karşılayacak, Doğu ve Batı kitaplarını da ihtiva
eden bir “Millet Kütüphanesi” kurulması lüzumu belirtiliyor ve
bu maksatla Çemberlitaş’taki yanık Elçiler Hanı arsasına büyük
bir bina inşa edilmesi teklif olunuyordu. Ancak bu teklif hayata
geçirilmemiş sadece yazıda kalmıştı. Bu nedenledir ki Ali Emîrî
Efendi kurduğu kütüphaneye Millet Kütüphanesi adını verirken bir
kenarda unutulmuş olan bu eski lâyıhayı da hatırlamış ve bu
fikri gerçekleştirmek istemiştir.
Ali Emîrî Efendi’nin bu eşsiz kütüphanesinde, başta Türk dilinin
ve kültürünün temel kitabı olan Kaşgarlı Mahmud’un Divanu
Lugati’t-Türk adlı eseri olmak üzere kıymetli padişah divanları,
tezhipli-minyatürlü tek nüsha nadir eserler… kısaca Türk-İslam
dünyasının dil, edebiyat, tarih, coğrafya, tıp, sanat ve pozitif
ilimlerle ilgili paha biçilemeyen el yazması kitaplar
bulunmaktadır.
Çocukluğundan beri Milleti için
kitap biriktirmeye başlamış, kendini ilme ve Milletinin
kültürünü yükseltmeye adamış olan Ali Emîrî Efendi, “MİLLET”
isimli şiirinde bu hislerini şöyle dile getirmiştir.
Hünerverler yetişsin san‘at icad eylesün millet
Hamiyetle çalışsun mülkü âbâd eylesün millet
Çıkar, seyret ne İbnü’r-Rüşdlerle
İbn-i Sinâlar
Hele bir kerre azm-i râh-ı ecdâd eylesün millet
Süleymâne teşebbüs Fâtihâne
îtinâlarla
Bekâ da Hâlid u Fâruk u dilşâd eylesün millet
Olur elbet ne Hayreddînler,
Turgudçalar peydâ
Yine bahr-ı hünerde sa‘y-i müzdâd eylesün millet
O gafletle geçirse ey Emîrî vakt-i
hâzırda
Mezâristan içinde nazmımı yâd eylesün millet

Münif Paşa'nın kütüphane ile ilgili layihası |